Blog




Ankara'da Web Sitesi Yaptırdım Ama Kimse Girmiyor: 9 Yıllık Tecrübemizden 7 Gerçek Sebep

21 May 2026 Web Sitesi 0 yorum 2 görüntülenme

Geçen ay Ankara Çankaya'da bir berber salonu sahibi aradı. Sesi yorgundu. 'Sefa Bey,' dedi, 'sekiz ay önce başka bir firmaya web sitesi yaptırdım. 4.500 TL verdim. Site güzel görünüyor ama Google'da hiç çıkmıyorum. Müşterilerim hâlâ Instagram'dan randevu alıyor. Para çöpe gitti sanki.'

Bu hikaye, geçen 9 yıl içinde defalarca dinlediğimiz bir hikaye. 2017'de ESC Medya'yı Ankara'da kurduğumuzdan bu yana, KOBİ sahiplerinden, esnaftan, küçük marka sahiplerinden hep aynı cümleyi duyuyoruz: 'Site yaptırdım ama kimse girmiyor.'

Sorun genelde sandığınız yerde değil. Bu yazıda hem o berber arkadaşımıza söylediklerimizi, hem de saha tecrübemizden çıkardığımız 7 net sebebi paylaşacağım. Sonunda kendi sitenizi gerçekçi şekilde değerlendirebileceğiniz bir kontrol listesi de var.

1. Sitenizi yaptıran kişi 'SEO yapıyoruz' dedi ama yapmadı

Türkiye'de web tasarım sektöründe en sık duyduğumuz cümle bu: 'Tabii ki SEO uyumlu yapıyoruz.' Ama 'SEO uyumlu' demek ile gerçek SEO çalışması yapmak iki ayrı şey.

O berber arkadaşımızın sitesini incelediğimizde gördük: sayfa başlıkları 'Ana Sayfa', 'Hakkımızda', 'İletişim' yazıyordu. Oysa olması gereken 'Ankara Çankaya Erkek Kuaförü | XYZ Berber Salonu' gibi, hem markayı hem hizmeti hem de bölgeyi içeren başlıklar.

Bu fark, Google'da bulunup bulunmamanın farkıdır. Çünkü insanlar 'ana sayfa' diye aramaz. 'Çankaya'da erkek kuaförü' diye arar.

Pratik kontrol:

       Tarayıcınızda sitenize girin

       Tarayıcı sekmesinde ne yazıyor? Eğer sadece 'Ana Sayfa' veya marka adınız yazıyorsa, sayfa başlığınız (title tag) optimize edilmemiş demektir

       Bu, SEO'nun ilk ve en temel adımıdır. Atlanmışsa diğer şeylerin önemi yok

2. Site var, ama Google sizi henüz tanımıyor

Yeni bir web sitesi yayına girdiğinde Google'ın o siteyi bulması, taraması ve sıralamaya alması zaman alır. Bazen birkaç hafta, bazen 3-6 ay. Bu süreyi kısaltmanın yolları var ama çoğu site sahibi bu adımları atlıyor:

       Google Search Console'a site eklenmemiş

       Site haritası (sitemap.xml) Google'a gönderilmemiş

       Google Business Profile (eski adıyla Google İşletme Hesabı) açılmamış veya web siteyle bağlanmamış

Özellikle yerel hizmet veren işletmeler için Google Business Profile, web siteden bile daha kritik olabilir. Bir Ankara'lı diş hekimi, restoran veya kuaför, Google Haritalar'da çıkmıyorsa müşterilerinin yarısını kaybediyor demektir.

3. Sitenizin hızı çok yavaş, ziyaretçi gelse bile kaçıyor

Bu sektörde gördüğümüz en yaygın hata: güzel görünsün diye siteye 10 MB'lık fotoğraflar, ağır animasyonlar, gereksiz eklentiler yığılması. Sonuç: mobilde 8-10 saniyede açılan bir site.

İstatistikler net: ziyaretçinin %53'ü, 3 saniyede açılmayan siteyi terk ediyor. Yani Google sitenizi getirse bile, hız yüzünden ziyaretçi geri dönüyor. Google bunu fark ediyor ve bir sonraki sefer sitenizi daha aşağıda gösteriyor. Kısır döngü.

Hız konusunda kendi sitenizi ücretsiz test etmek için Google'ın PageSpeed Insights aracını kullanabilirsiniz. 50 puanın altındaysanız, ciddi bir teknik problem var demektir.

4. İçerik üretmiyorsunuz, Google da sizi 'ölü site' olarak görüyor

Bir web sitesi, açılıp unutulan bir tabela değildir. Google, düzenli güncellenen, içerik üreten, yaşayan siteleri sever. Hiç blog yazısı eklemeyen, hizmet sayfalarını yıllarca aynı bırakan siteler Google'ın gözünde 'durağan' kategorisine düşer.

Burada büyük bir yanlış anlama var: 'Ben kuaförüm, ne blog yazacağım?' Çok şey yazabilirsiniz aslında. 'Kına gecesi için saç modeli önerileri', 'Düğün öncesi saç bakımı', 'Çocuğunuzu ilk berbere getirirken nelere dikkat etmeli' — bunların hepsi sizin müşterinizin Google'da aradığı şeyler.

ESC Medya'da bu yüzden müşterilerimize sadece site teslim etmiyoruz. Hazır temalarımızile birlikte sektörünüze özel içerik önerileri de sunuyoruz.

5. Yanlış anahtar kelimelerin peşindesiniz

Berber arkadaşımız 'web sitemde berber kelimesi geçiyor, neden çıkmıyorum?' diye sormuştu. Çünkü 'berber' kelimesinde rekabet o kadar yüksek ki, Türkiye'nin en büyük kuaför zincirleri bile ön sayfaya çıkmak için reklam veriyor. Küçük bir işletme bu kelimeyle yarışı kazanamaz.

Bunun yerine 'long-tail' yani uzun kuyruklu anahtar kelimeleri hedeflemek gerekir:

       'berber' yerine 'Çankaya erkek kuaförü randevu'

       'avukat' yerine 'Ankara işçi davaları avukatı'

       'web tasarım' yerine 'Ankara küçük işletme için uygun fiyatlı web sitesi'

Bu kelimeler daha az aranır, evet. Ama arayan kişi tam olarak sizin müşteriniz olur. Ve rekabet düşük olduğu için sıralamada üst sıralara çıkmak çok daha kolaydır.

6. Site mobilde berbat görünüyor (ama siz farkında değilsiniz)

Türkiye'de internet trafiğinin %75'i mobilden geliyor. Yani potansiyel müşterilerinizin dörtte üçü sitenizi telefondan açıyor. Ama site sahipleri sitelerini hep masaüstünden kontrol ediyor.

Sahada şunu sürekli görüyoruz: masaüstünde göz alıcı görünen siteler, mobilde butonları taşmış, yazıları küçücük, menüsü çalışmayan bir kâbusa dönüşüyor. Müşteri 3 saniye sonra kapatıyor.

Hızlı test:

       Telefonunuzu açın

       Sitenize girin

       İletişim sayfasına gitmeye çalışın

       Bir butona tıklayın. Form doldurun

       Eğer bu süreçte bir kez bile 'lan bu ne ya' dediyseniz, ziyaretçileriniz de aynısını diyor

7. Sitenize hiç güvenmiyor: 'Acaba dolandırıcı mı?' düşünüyor

Bu en az konuşulan ama en kritik konulardan biri. 2026'da Türkiye'de internet dolandırıcılığı her zamankinden yaygın. İnsanlar yeni bir siteye girdiğinde bilinçaltında bir güven testi yapıyor.

Sitenizde şunlar yoksa, ziyaretçi geri çıkıyor:

       Telefon numarası (sadece form değil, gerçek telefon)

       Fiziksel adres (Google Haritalar entegrasyonu varsa daha iyi)

       Gerçek müşteri yorumları (mümkünse Google üzerinden çekilmiş)

       Daha önce yaptığınız işlerden örnekler veya portfolyo

       SSL sertifikası (URL'nin başında kilit simgesi olmalı)

       KVKK ve gizlilik politikası sayfaları

Bunlar 'olsa iyi olur' detaylar değil. Sektördeki müşteri psikolojisinin temel taşları.

Peki ne yapmak lazım? Bir başlangıç planı

Eğer bu yazıyı okurken kendinizden çok şey gördüyseniz, panik yapmayın. Berber arkadaşımız da aynı şeyleri yaşıyordu. Şu adımları sırayla uyguladık ve 3 ay içinde Google Search Console'da görünür hale geldi:

Birinci ay: Site başlıklarını ve meta açıklamalarını sektörüne ve bölgesine uygun şekilde yeniden yazdık. Google Search Console ve Google Business Profile kurulumlarını yaptık. Site hızını 4.8 saniyeden 1.6 saniyeye indirdik.

İkinci ay: 'Çankaya'da erkek saç modelleri 2026' gibi long-tail anahtar kelimelerle blog yazıları yayınlamaya başladık. Haftada bir yazı, sektöre özel.

Üçüncü ay: Müşteri yorumlarını siteye ekledik. Mobil deneyimi sıfırdan elden geçirdik. Google İşletme Profili'ne 'önce-sonra' fotoğrafları eklendi.

Sonuç: 4. ayın sonunda 'Çankaya erkek kuaförü' aramasında Google'ın ikinci sayfasından birinci sayfaya çıktı. Aylık organik ziyaretçi 40'tan 380'e yükseldi. Randevu talepleri %60 arttı.

Sonuç: Web sitesi bir kez yapılan iş değildir

Türkiye'deki KOBİ'lerin en büyük yanılgısı şu: 'Bir kez yaptıralım, sonra otomatik çalışsın.' Ama web sitesi öyle bir şey değildir. Yaşayan bir varlıktır. Düzenli içerik, teknik bakım, güncel SEO çalışması ister.

ESC Medya olarak 2017'den beri Ankara'da küçük ve orta ölçekli işletmelerin yanındayız. Tek seferlik tasarım değil, sürdürülebilir dijital varlık inşa ediyoruz. Eğer siz de 'site yaptırdım ama işime yaramıyor' diyorsanız, bu yazıdaki adımları kendi sitenizde deneyin. Yardıma ihtiyacınız olursa buradayız.

Sitenizin mevcut durumunu ücretsiz analiz ettirmek isterseniz SEO analiz formumuzu doldurabilir veya doğrudan iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz. Hazır web sitesi çözümlerimizi incelemek için temalar sayfamıza göz atabilirsiniz.

İlgili yazılarımız: Küçük İşletmeler İçin SEO Rehberi ve Yerel SEO ile Müşteri Kazanmanın Yolları


Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.